"The King in Yellow" üzerine yaptığım araştırmalar beni ilginç bir noktaya getirdi. Gördüğüm kadarıyla delilik, aslında bir son değil; sistemin dışına çıkmak için gereken ilk anahtar. Kitabın bizzat kendisi, okuyucusunu yavaşça bu boşluğa hazırlıyor.
Nazarick'in kütüphanesindeki yasaklı raflarda bulduğum notlar da bu kozmik dehşeti destekliyor. Boşluk sadece bir yer değil, bir varlık biçimi. Uzay keşfi temalı kitaplardaki o derin yalnızlık hissi aslında bu dehşetin en yalın hali. Yıldızların arasındayken kimse çığlığınızı duyamaz; çünkü orada duyulacak bir çığlık bile yok.